Yumurtalık Dr. Serkan YILMAZ / DoğaBel Derneği
Adana’nın Akdeniz kıyı şeridinde yer alan ve Ceyhan nehrinin hayat verdiği Yumurtalık, Akdeniz’in en önemli doğa alanlarından biridir.
Sugözü kumsalından Yumurtalık Tabiatı Koruma Alanına kadar uzanan Yumurtalık, ormanları, geniş düzlükleri, nehirleri ve deniziyle farklı yaşam alanlarını içinde barındırır. Bu ekosistemler binlerce canlı türüne ev sahipliği yapar. Çok değil, bir kaç yüzyıl öncesine kadar bölgede büyük yırtıcı memeli hayvanlar yaşıyordu. Aslanlar, kaplanlar ve çizgili sırtlanlar verimli düzlüklerin, makiliklerin ve ormanların bulunduğu bu bölgede yaşamlarını sürdürüyorlardı. Roma döneminde avcılar, yırtıcı memeli hayvan avı için bölgeye gelirdi. Aslan ve kaplanların bir kısmı arenalara yine bölgeden gönderilirdi.
Evliya Çelebi, Karçınzade Süleyman Şükrü Bey ve 19. yüzyıl ortalarında Avrupa’dan gelen seyyahlar,
bölgenin doğasıyla birlikte gördükleri büyük memeli hayvanları da kaleme almışlar. Gezi notlarında, bölgedeki uçsuz bucaksız düzlüklerde bulunan ceylan, alageyik, manda ve yaban domuzu sürülerinden ve insanların bunları avladıklarından bahsediyorlar. Ceylanların 1930’lu yıllara çizgili sırtlanın ise 1950’li yıllara kadar bölgede yaşadığı biliniyor.
Ne yazık ki günümüzde bu memeli hayvanları yalnızca Adana müzelerinde bulunan mozaik ve heykellerde görebiliyoruz. Ceylanlar ise 50 yıl sonra tekrar yaşam alanlarına kavuştular. Ama bir farkla; bugün yalnızca kendilerini çevreleyen tel örgüler arasında yaşamlarını sürdürebiliyorlar. BOTAŞ yetkilileri, bölgede daha önce yaşamış ceylanla aynı türden 4 çifti, 1980’li yıllarda Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliğinden bölgeye getirdi. Ceylanların bölgedeki sayısı bugün 70’in üzerinde. Aslanlar, kaplanlar, sırtlanlar ve sayamadığımız birçok başka tür ise ceylanlar kadar şanslı değildi. Peki bu türlerin yok olmasının sebebi neydi?
Ceylan / © Behiye Yılmaz
Adana, son 50 yılda Avrupa’nın önde gelen tarımsal üretim alanlarından biri durumuna geldi. Hızla gelişen ve yaygınlaşan pamuk tarımının yanında diğer tarım ürünlerinin de yetiştiriciliği de yaygınlaştı. Gelişen tarımla birlikte önemli doğal yaşam alanları ve biyolojik çeşitlilik de yok oldu. Yumurtalık’ın da içinde yer aldığı Türkiye’nin en uzun kumul kıyı şeridine sahip Çukurova Deltası’nın kumulları, tarım arazilerine dönüştürüldü. Kumullarda hayat bulan bazı bitki türleri, yoğun tarımsal faaliyetler ve zirai ilaçlamalar nedeniyle kimi yerlerde tamamen yok olurken, kimi yerlerde ise yok olmanın eşiğine geldi.
Yeşil Deniz Kaplumbağası / © Behiye Yılmaz
Kumul bitkileri gibi türünün devamlılığı kumullara bağlı olan deniz kaplumbağaları da (Caretta caretta ve Chelonia mydas) Akdeniz’deki en önemli yumurtlama alanlarının bulunduğu Yumurtalık Körfezi’nde yaşam mücadelesi veriyor. Yeryüzünde 100 milyon yıldır var olan deniz kaplumbağalarının yaşam alanları, tarımın yanı sıra kurallara uyulmadan yapılan balıkçılık nedeniyle yok oluyor. Önceleri, kıyı balıkçılığı ve geleneksel yöntemlerle yapılan dalyan balıkçılığı, bölgede yaşayan yöre halkının önemli geçim kaynakları arasındaydı. Ancak, tarım ve hayvancılık gibi bölgedeki balıkçılığın da uzun yıllar koruma kullanma dengesi gözetilmeden yapılması, balıkçılığın ekonomik getirisinin azalmasına neden oldu.
Bölgedeki yoğun tarımsal faaliyetler, göç, Yumurtalık Körfezinin batısının turizm alanı, doğusunun ise serbest bölge ilan edilmesi doğal yaşam alanlarının daha fazla yok olmasına neden oldu. Büyük yatırımlar, bölgenin önemli yaşam alanlarını da içine aldı. Bölgedeki kimi yöneticiler yatırımların gerekliliğini savunuyordu. Buna karşın bu yaşam alanlarında bazı koruma önlemleri alındı. Yatırım alanları içinde bulunan kıyı şeridindeki bazı kumul alanları tamamen kullanıma kapatılırken bazı kıyılar ise insan kullanımına açıldı. Bu alanlar bitki türlerine, kumul tepelerine ve kaplumbağa yumurtlama bölgelerine zarar vermeyecek şekilde düzenlendi. Bu tür yatırımların yer seçimi konusundaki tartışmalar günümüzde de devam ediyor. Doğa korumacılar, bilim insanları ve halk bu gelişmelerden oldukça endişeli. Bu yatırımlar için başka alanlar seçilemez miydi?
Halep Çamı / © Behiye Yılmaz
Sürdürülebilir olmayan ve koruma kullanma dengesinden uzak doğal kaynak kullanımı, Akdeniz’in en verimli ve en önemli doğa alanlarından olan Yumurtalık’taki doğal ekosistemin yok oluşunu beraberinde getiriyor. Bir zamanlar Mısır’ın bir yılda ürettiği pamuk miktarını tek başına üreten Çukurova’nın tarım alanları artık verimsizleşti. Hayvancılıkta büyük sürüler yerini küçük sürülere bıraktı. Avrupa’ya ihraç edilen deniz ürünleri hızla azaldı. Geniş düzlükler, ormanlar ve makiler verimsiz tarım arazilerine dönüştü. Ceyhan ve Seyhan nehri, üzerine yapılan barajlar nedeniyle artık yavaş ve kirli akıyor. Bir zamanların doğal ve zengin kıyı şeridinin üzerinde apartmanlar ve sanayi tesisleri yükseliyor.
Hayvanlar ve bitkilerden sonra insanlar da Yumurtalık’ı terk etmeye başladı. Avrupa’dan Afrika’ya, Güneydoğu Anadolu’dan Ege’ye kadar tarihin her döneminde farklı bölgelerden göç alan Yumurtalık’tan göç devam ediyor. Ama bir farkla; doğal kaynakları giderek tükenen yöre halkı Adana şehir merkezine, diğer büyük illere ve Arap ülkelerine çalışmaya, yeni bir yaşam kurmaya gidiyor. Göç binlerce yıldan sonra yön değiştirdi.
Dr. Serkan YILMAZ
DoğaBel Başkanı / Ulusal Doğa ve Kültür Belgeselleri Derneği
