• Home

DOĞABEL

Ulusal Doğa ve Kültür Belgeselleri Derneği

Feeds:
Posts
Comments
« Bir Doğum Kıyısı
Hakkında »

Çukurova Dalyanları

December 5, 2009 by dogabel

Adana                                                     Dr. Serkan Yılmaz / DoğaBel Derneği

Çukurova dalyanları, lagünün içinde kilometrelerce uzanan sazdan seddelerdir.

Çukurova dalyancıları sazları elleriyle örer; ve bu sazdan çitleri denize dikerek seddeler oluştururlar.

Çukurova dalyanlarına kimi zaman çipura, kimi zaman levrek ve kefal hayat verir.

 SunSet© Behiye Yilmaz

Yumurtalık Körfezi’nde bulunan lagünler, Türkiye’de dalyan balıkçılığının geleneksel yöntemlerle yapıldığı alanlardan biri. Bölgede 1300 ha alana sahip Çamlık ve 800 ha alana sahip Yelkoma dalyanı bulunuyor. Ceyhan Nehri Deltası’nın doğusunda ve bu nehrin eski yatağı üzerinde bulunan dalyanların ise denizle sürekli bir bağlantısı yok. Bu lagünlerin denizle bağlantısı Çamlık ve diğer lagünlerden geçen kanallar yoluyla sağlanıyor.

Uzunluğu altı kilometreyi bulan Yumurtalık dalyanlarının yapımında sazlar kullanılıyor. Ceyhan ve Kozan’dan getirilen sazlar, sırının oluşmasıyla (su geçirmesini ve çürümesini engelleyecek şekilde sertleşmesiyle) birlikte yöre halkı tarafından şubat ayında kesilmeye başlıyor. Farklı kalınlıklardaki sazların kullanım yerleri de farklı. Sırıklar önce domates, fasulye ve hasırlık için ayrılıyor. Sonra artanların arasından daha kalını ve sert olanları seçiliyor ve dalyanlar için kamyonlara yükleniyor. Kesilen tonlarca saz yine el emeğiyle oluşturulacak dalyanlar için Yumurtalık’ın Yeşilköy ve Deveciuşağı köyüne getiriliyor.

Budak almadan saz uçlarının kesilmesine, sedirlerin örülmesinden hattın çekilmesine kadar bu zorlu uğraşta 60 kişi çalışıyor. Aletleri ise sürekli biledikleri kamaları, kimi zaman kesmeyen testereleri ve darbelerden yorulan tokmakları.

Marsh© Serkan Yilmaz

Kuzeyden esen poyrazlar başlamadan önce kıyıda, Ceyhan ve Kozan’dan getirilen sazların budakları alınıyor ve uçları sivrileştirilerek eşit boylara getiriliyor. Sazlar örülerek her biri 10 metre uzunluğunda 600 sedir oluşturuluyor. Karadaki işlemler balıklar poyrazla birlikte açık denize yönelmeden önce tamamlanıyor.

Örülen sedirleri denize taşıyacak olan düztaban kayıklar, traktörlerle kıyıya çekiliyor. Her biri 150 kilo ağırlığında olan sedirler, denizin dibine çakılacak olan kısımları kırmızı veya mavi ile boyandıktan sonra sırıklar üzerinde bu kayıklara taşınıyor. Geleneksel dalyan balıkçılığı yöntemi, deniz içerisindeki dalyan alanının sazlardan yapılan sedirlerle kapatılarak seddeler oluşturulmasına ve dalyan alanına giren balıkların içeride alıkonulmasına dayanıyor. Sedirlerle birlikte yaşam da denize taşınıyor; bu, evden, aileden ve karadan uzak 10 ay sürecek bir yaşam…

Kıyıda uçları sivrileştirilen kazıklar, önce elle denizin dibine saplanıyor. Ardından portakal ağacı kökünden veya dut ağacından yapılmış 30 kg ağırlındaki tokmaklarla kazıklar 50 cm dibe çakılıyor. Hattı oluşturmak için ise, sedirler okaliptüs ağacından yapılmış küçük tokmaklarla, sediri oluşturan her bir saza vurularak boyalı kısımlarına kadar denizin dibine kadar çakılıyor.

Sleeping© Serkan Yilmaz

Aylarca süren hat çekme işleminde su, yemek ve uyku arası da denizin üstünde gerçekleşiyor. Karada yapılan yemekler, kıyıda doldurulan su bidonları kayıklarla denizin üstündeki dalyan barakalarına taşınıyor. Bir saat süren öğle paydoslarında barakalarda yemekler yeniyor, dinleniliyor; ıslak bedenler ve kıyafetler yine bu barakalarda yanan sobalarda kurutuluyor.

Nisan’dan bir sonraki yılın mart ayına kadar süren yoğun ve yorucu çalışmaları, birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Kimi kalp hastalığına, kimi bel fıtığına çoğu ise romatizmaya yenik düşüyor. Birçoğu Yumurtalık ilçesinin Yeşilköy ve Deveciuşağı köyünden. Tek geçim kaynakları ise dalyan balıkçılığı. Çiftçilik yapabilecekleri ne bir tarlaları ne de hayvancılık yapabilecekleri sürüleri var. Herhangi bir sosyal güvenceleri olmadan, asgari ücretin de altında çalışıyorlar. O gün alacakları yevmiyeleri, havanın serinliğiyle birlikte kuzuluklara takılan çipuraya, kefale ve levreğe bağlı. En büyük sıkıntıları yevmiyelerinin düzensiz ödenmesi ve günde 9 saat suda kalan bedenlerinin yenik düştüğü hastalıklar. Onlar, birçoğumuzun yerken, nereden ve nasıl geldiğini hiç düşünmediği balığın arkasındaki dalyancılar.

Making© Serkan Yilmaz

Altı kilometre uzunluğundaki hattın çekilmesinden sonra balıkların yakalanacağı kuzuluklar oluşturuluyor. Ekim ayında havanın serinlemesi ve yumurtlama döneminin başlamasıyla birlikte açık denizlere yönelen balıklar bu kuzuluklara yakalanıyor. Bu olaya “kuzuluklara baskın” diyor Yumurtalık dalyancılarından Kasım Köseli. İki yıl öncesine kadar Yumurtalık dalyanlarından bir sezonda 120 ton balık alırken, son birkaç yıldır 30–40 ton arası balık ancak alabildiklerini söylüyor. Bu azalmanın nedenini de, kanallar yoluyla tarlalardan denize dökülen zirai ilaçlara ve bölgede sanayinin plansız gelişmesine bağlıyor.

Dalyan balıkçılığı üzerindeki tehditler bununla da bitmiyor. İlkbaharda karların erimesi ve yağışlarla birlikte Ceyhan nehri büyük taşkınlar yapıyor. Nehir bu taşkınlarla gelen verimli çökelleri taşıyarak, Yumurtalık’ın hem tarım alanlarının hem de dalyanlarının düzenli beslenmesini sağlardı. Balıkların dalyanlara gelmesinin nedeni de nehrin getirdiği bu besin maddeleridir. Ceyhan nehrinin 1938 yılında yatak değiştirmesi, daha sonraki yıllarda da nehir üzerine birçok baraj yapılması nehrin düzenli taşkınlarını önledi. Yumurtalık lagünleri ve dalyanlar, Ceyhan nehrinin verimli çökelleriyle beslenemediği için verimsizleşti, suları tuzlandı ve balık miktarı düştü. Nehrin yapılan barajlar nedeniyle tortu taşıyamaması deltanın oluşumunu da durdurdu. Artık deniz karaya doğru ilerliyor. Son on yılda Ceyhan nehrinin denize döküldüğü eski ve yeni noktada 400–500 metre genişliğinde kıyı yok oldu ve deniz karaya doğru ilerledi.

Birkaç yıl öncesine kadar, lagünler içerisinden yakalan yavru balıklar ticari amaçla satılıyordu. Ege bölgesindeki balık çiftliklerinin yavru balık ihtiyacının büyük bölümü, yakın bir zamana kadar bölgeden karşılandı. Dalyan balıkçılığı yapılırken su ürünleri sirkülerinde belirtilen gözenek büyüklüğüne çoğu zaman uyulmuyor. Yasalarda yavru balık geçişlerine izin veren açıklık 3 cm. Yumurtalık dalyanlarında ise bu aralık kimi yerlerde 0’a kadar iniyor. Genç balıkların açık denizlere geçişine izin vermeyen bu aralıklar, dalyan içerisinde hapsolmalarına neden oluyor. Geçmişte yavru balık avcılığının yapılması ve günümüzde de yavru balıkların açık denizlere ulaşamaması, yeni nesillerin oluşmasını engelliyor. Yasadışı bu yöntemler, Yumurtalık lagünlerinin balık miktarının gün geçtikçe azalmasına neden oluyor.  

Dalyandaki kuzuluklardan balık toplama işlemi gece boyunca sürüyor ve günün ağarmasıyla son buluyor. Kayıklarla barakalara oradan da kıyıya getirilen balıklar, türlerine ve büyüklüklerine göre sınıflandırılıyor. Kasalara doldurulan balıklar, önce Adana balık haline getiriliyor, ardından da marketlerde, restoranlarda ve sofralardaki yerini alıyor.

Şubat ayının gelmesiyle yapımı aylarca süren kuzuluklar açılıyor, kilometrelerce uzunluğunda ki hattın sedirleri sökülüyor. Dalyanlara hapsolmuş balıklar bir sonraki döneme kadar serbest kalıyor. Yüzyıllardır süren geleneksel dalyan balıkçılığına bir sonraki döneme kadar ara veriliyor. Yumurtalık dalyancılarına iki ay da olsa yetiyor; eve, aileye ve karaya duyulan özlemi gidermek için…

Kayik3© Serkan Yilmaz

DALYAN BALIKÇILIĞI AVLANMA ESASLARI

Dalyanlarda yapılacak balıkçılığın esasları Tarım ve Köyişleri Bakanlığının koordinatörlüğündeki Su Ürünleri Danışma Kurulu tarafından belirlenmekte ve Su Ürünleri Sirkülerlerinde yayınlanmaktadır. Dalyanlarda avlanma usul ve esasları, bir doğal kaynak kullanımı olan dalyan balıkçılığının sürdürülebilir olmasını sağlayacak ve biyolojik çeşitliliği koruyacak yönde hazırlanmıştır. Bu su ürünleri sirkülerine isteyen herkes İl, İlçe Tarım Müdürlüklerinden kolayca ulaşabilir. Dalyanlardaki sorunlara yönelik Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yayınladığı sirkülerlere göre şu düzenlemeler yapılmıştır;

  • Tarım ve Köyişleri Bakanlığı İl Müdürlüğünce belirlenen ve ilan edilen zamanlarda, dalyan ve lagün ağızları kefallerin yumurtlamak üzere deniz tarafına ve beslenmek üzere tatlı sular yönüne göç edebilmesi için açık tutulmalıdır 
  • Dalyanların kuzuluklarına gelen yumurtalı kefallerin %10 unun İl Müdürlüğü görevlilerinin nezaretinde deniz tarafına salınması mecburîdir
  • Lagünlerin ve dalyan kuzuluklarının çit aralıkları dik konumda; Akdeniz (Yardımcı Burnu’ndan Suriye sınırına kadar olan alan) lagün ve dalyanlarında 1.7 cm., diğer lagün ve dalyanlar (Yumurtalık Lagünleri) 3 cm’den az olamaz
  • Lagün ve dalyan ağızlarının açık olduğu tarihlerde ağızdan itibaren 1 mil, kapalı olduğu tarihlerde 500 m. yarıçaplı mesafe içerisinde Bakanlıkça verilen izinler hariç su ürünleri istihsali yasaktır
  • Lagünlerde ışık ve zıpkın kullanılarak su ürünleri avcılığı yapılması yasaktır

 

DALYAN BALIKÇILIĞI ÜZERİNDEKİ TEHDİTLER VE ÇÖZÜM YOLLARI

  • Yumurtalık dalyanlarının doğal yapısında su sirkülâsyonu, denizle su değişimi ve sürekli bir tatlı su girişi vardır. Ancak günümüzde Yumurtalık dalyanlarının su sirkülâsyonu ve denizle su değişimi sınırlı duruma gelmiştir. Bunun yanında sürekli bir tatlı su girişi de kalmamıştır. Dalyan balıkçılığının devamlılığı için bu süreç tekrar sağlanmalıdır
  • Dalyan içerisinde yapılan kaçak avlanma üretimi düşürmektedir. Avlanma dönemine ve yöntemlerine uyulmamasının yanında Ege bölgesindeki kültür balıkçılığı için ihtiyaç duyulan yavru balıklar uzun yıllar Yumurtalık lagünlerinden karşılanmıştır. Bu kaçak avlanmalardan dolayı son yıllarda özellikle bölgedeki çipura balığı populasyonunda hissedilir derecede bir azalma olmuştur. Yumurtalık lagünlerinin balık miktarını artırmak, kültür balıkçılığı için ihtiyaç duyulan yavru balıkların lagünler gibi doğal ortamlardan toplanılması yerine yine kültür ortamında üretilmesi ve diğer kaçak avlanma yöntemlerine son verilmesiyle olur   
  • Günümüzde geleneksel sazdan kuzuluk sistemleri kullanılmaktadır. Bu eski sistemlerin değiştirilerek daha verimli kullanılabilecek sistemler tercih edilmelidir
  • Balık türlerinin bir kısmı yumurtlamak için Yumurtalık Körfezini tercih etmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Su Ürünleri Sirkülerinde dalyanlar için 3 cm olarak belirttiği geçit genişliklerine (gözler) Yumurtalık dalyanlarında uyulmamaktadır. Kimi yerlerde bu aralıklar 0’a kadar inmektedir. Bu da bölgedeki balık miktarını ciddi oranda azalmasına neden olmaktadır. Su ürünleri sirkülerinde belirtilen aralık açıklığına uymak, yavru balıkların gelişerek yeni bireyler oluşturmasını ve bölgenin balık miktarının artmasını olanaklı kılacaktır

Yumurtalık Körfezinin doğal çevre özellikleri, bölgenin beşeri ve ekonomik faaliyetlerini belirlemiştir. Ancak bu potansiyellerin, özellikle doğal kaynakların değerlendirilmesindeki temel koşul; doğal çevreye zarar vermeden, biyolojik çeşitliliği koruyarak ekosistemle uyumlu bir şekilde kullanımıdır.

Yumurtalık Körfezi doğal kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının ortaya koyduğu gerçek; bölgedeki doğal kaynakların ve biyolojik çeşitliliğin dışsal nedenlerden çok çabuk etkilendiği ve önlem alınmadığı takdirde kullanımının devam edemeyeceğidir. Ekosistem ürünü olan su, deniz ürünleri ve tarım benzeri doğal kaynakların sürdürülebilirlikten ve koruma-kullanma dengesinden uzak kullanımları sonucunda, yöre insanın geçim kaynağı olan bu doğal kaynaklar ve beraberinde bölgenin biyolojik çeşitliliği yok olmaktadır.

Yasalarla belirtilen avlanma usul ve esaslarına uyulmasıyla, uzun vadede dalyanlardan balık üretimi daha kontrollü bir hale gelecektir. Böylece sürdürülebilir, koruma-kullanma dengesi içerisinde işleyen daha karlı ve doğayla dost işletmeler oluşacaktır.

 

Dr. Serkan YILMAZ

DoğaBel Başkanı / Ulusal Doğa ve Kültür Belgeselleri Derneği

Advertisement

Like this:

Like
Be the first to like this post.

Posted in Uncategorized | Leave a Comment

  • BAĞLANTILAR

    • Türkiye Doğası
  • DoğaBel

    • Destekçilerimiz
    • Hakkında
    • İletişim
  • KONUK YAZARLAR

    • Doğanın Korunması Meselesi
    • Gizli Yerin Tanıkları
    • Hemşerim Beyşehir Nire?
    • Kutsal Dağ
    • Kuş Gözlemciliğinin Tarihçesi
    • Sessiz Güzellik
    • Tatlı Su
  • YAYINLAR

    • Belgesel Film
    • Kitap
  • YAZILAR

    • Çukurova Dalyanları
    • Bir Doğum Kıyısı
    • Doğanın Renkleri
    • Göldeki Bereket

Blog at WordPress.com.

Theme: MistyLook by Sadish.


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Powered by WordPress.com