• Home

DOĞABEL

Ulusal Doğa ve Kültür Belgeselleri Derneği

Feeds:
Posts
Comments
« Gizli Yerin Tanıkları
Bir Doğum Kıyısı »

Doğanın Renkleri

December 5, 2009 by dogabel

Hafik ve Zara                                            Dr. Serkan Yılmaz / DoğaBel Derneği

Yeşil, mavi, kırmızı. Siyah ve beyazın da aralarına katılmasıyla bunların harmanından doğan; sarı, turuncu, kahve, eflatun ve diğer tüm ara tonlar. Bilenler için kimi zaman doğanın uyanışıdır, kimi zamansa bitmek bilmez kışın habercisi; arının peteklerini doldurmak için yüz binlerce kez çırpacağı kanat sesleridir; kaplumbağanın eşini bulmak için kat edeceği on binlerce adımın ayak sesidir. Bilmeyenler içinse renklerin anlamı çok daha farklıdır; kimi zaman hastanenin aralanmış bir penceresinden tesadüfen gördüğü ağaçtaki çiçeğin rengidir, kimi zamansa arabasının üzerine düşen soğukluğu temizlerken gördüğü karın rengi. Aslında renkler, çiçeklere ve hoş kokulara bezenmiş bir ağacın altında sigarasını yakarken üstünden akıp giden zamanın kendisidir; karın soğukluğundan ve ıslaklığından korumaya çalıştığı bedenin yaşam kaynağıdır. Renkler, bağlı olduğumuz ama farkında olmadığımız doğanın, muazzam döngüsü sırasında bizlere ipucu verdiği görsel şölenlerdir.                                                                                              

 

HafikHafik Gölü / © Serkan Yılmaz

Hafik ve Zara, doğanın sunduğu bu görsel şölenin farkında olan ve yaşamını bu renkler çevresinde biçimlendirmeyiSky başaran insanların yerleşim yeridir. Tarımı, hayvancılığı, el sanatlarını ve yaşamı, onun sunduğu olanaklar dâhilinde geliştirmiş ve onun çizdiği sınırlar çerçevesinde sonlandırmıştır. Gökyüzünün kanatlı uygarlıkları kuşlar, insanoğlunda büyük bir hayranlık uyandırırken, tarihin her döneminde de simge olarak kullanılmıştır. Bu simgelerden yola çıkarak bazen toplumların yaşadıkları doğal çevreyle ilgili bilgiler vermiş, bazen de mitolojilerini öğrenmemizi sağlamıştır. Kuşlardan esinlenilerek yapılan ve gelinin başına takılan tozakların kullanım geleneği, Anadolu’nun çok az yerinde devam ediyor. Hafik ve Zara’da yaşayan yöre halkının doğanın bir parçası olan kuşları örnek alarak tavuk tüylerinden yaptıkları tozak (gelin başı), günümüzde de kültürlerinin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Kuşlar, çiçekler, bozkırlar, dağlar ve göller. Bölgedeki yöre halkı, doğanın sahip olduğu bu motifi, kökboyalarını kullanarak el halılarına, günlük kıyafetlerine ve evlerine aktarıyorlar. O’nun tüm renkleriyle bütünleşerek ve bir parçası olduğunu asla unutmadan…  

Sivas il merkezinin doğusunda ve Hafik ve Zara ilçe sınırları içerisinde bulunan Hafik Zara Tepeleri, Türkiye’nin Önemli Doğa Alanları arasında yer alıyor. Bu önemli doğa alanı, Kızılırmak nehrinin kuzeyinde yer alan, jipsli ve kireç-kum taşı kayalıklarından oluşan tepeler, tepeleri kaplayan meralar ve bu alan içine dağılmış tatlı-hafif tuzlu göller ve bataklıklardan oluşan bir ekolojik sistemdir. 103032 hektar alana yayılan sistem, başta Lota, Kuru, Hafik ve Tödürge gölleri olmak üzere irili ufaklı birçok gölü barındırır. Hafik Zara Tepeleri göl sisteminde bulunan bu sulak alanlar, korumda öncelikli türler arasında yer alan dikkuyruk (Oxyura leucocephala), macar ördeği (Netta rufina), sumru (Sterna hirundo) ve turna (Grus grus) başta olmak üzere birçok kuş türünün ülkemizdeki ender üreme ve beslenme alanlarındandır. Önemli kuş türlerinin yanında 21 bitki taksonu içinde Hafik Zara Tepeleri, Önemli Doğa Alanı kriterlerini sağlıyor. Bölgede bulunan Aethionema lepidioides, Campanula sivasica, Chrysocamela noeana, Ricotia varians, dünya ölçeğindeki tehlike kategorisi EN (Tehlike altında) olan bitki taksonlarıdır. Boz ayı, kurt, vaşak ve Arap tavşanı memeli hayvanlarının, Polyommatus poseidon – Anadolu kelebek türünün (dünya ölçeğindeki tehlike kategorisi; EN-Tehlike altında) bölgedeki varlığı, Hafik Zara Tepeleri’nin doğal yaşam için olan önemini daha da artırıyor.          

Sulak alanların ve çevresindeki diğer doğa alanlarının sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin karşı karşıya kaldığı en büyük tehditler, doğal kaynakların gelişi güzel kullanımından kaynaklanıyor. Bu durum, ne yazık ki Hafik Zara Tepeleri içerisinde yer alan Hafik ve Tödürge Gölleri için de geçerli. Balıkçılık, tarım, hayvancılık, şehirleşme, sulama planları, turizm faaliyetleri ve kum-taş ocaklarının kullanımı, bölgedeki doğal kaynak kullanıcıları ve ilgili kamu kuruluşları tarafından sürdürülebilir olmayan yöntemlerle ve koruma-kullanma dengesinden uzak bir şekilde yapılıyor. Bu da, doğal kaynakların ve beraberinde biyolojik çeşitliliğin yok olmasına, yaşam alanlarının gün geçtikçe daralmasına neden oluyor.

  MammalArap Tavşanı / © Serkan Yılmaz

Hafik Zara Tepelerinde bulunan ıslak çayırlar, tatlı-hafif tuzlu göller, bozkırlar, jipsli tepeler, dağlar ve ormanlar kendi içinde ekolojik bir bütünlük oluşturuyor. Aynı zamanda bu doğal çevre özellikleri, bölgenin beşeri ve ekonomik faaliyetlerini de belirliyor. Ancak bu potansiyellerin, özellikle doğal kaynakların değerlendirilmesindeki temel koşul; doğal çevreye zarar vermeden, biyolojik çeşitliliği koruyarak ekosistemle uyumlu bir şekilde kullanımıdır. Ekosistemlerin bir parçası olan doğal kaynakların, bölgedeki doğal kaynak kullanıcıları olan; yöre halkı, ticari kuruluşlar ve ilgili kamu kurumları tarafından kullanımıyla, insan ile bölge ekosistemi arasındaki olumlu ilişki gelişmektedir. Bu olumlu ilişki, ekosistemlerin ve biyolojik çeşitliliğin korunması yönünde kullanılabilecekken, ne yazık ki bu değer fark edilmiyor. Ancak bu bölgelerde yaşayan doğal kaynak kullanıcıları, ekosistemlerin bir parçası olan doğal kaynakları ekonomik faaliyet olarak veya kendi kişisel ihtiyaçları ölçüsünde yüz yıllardır kullanıyor. Bölgedeki doğal kaynak kullanıcıları, koruma-kullanma dengesinden uzak yöntemler ve uygulamalar sonunda, kullandıkları ekosistemin ve biyolojik çeşitliliğin zarar gördüğünün ve yakın gelecekte bu doğal kaynaklardan yararlanamayacaklarının farkında değil…

Doğal kaynakların ekolojik kullanımının ortaya koyduğu gerçek; doğal kaynakların ve biyolojik çeşitliliğin dışsal nedenlerden çok çabuk etkilendiği ve önlem alınmadığı takdirde kullanımının devam edemeyeceğidir. Doğal kaynakların koruma-kullanma dengesi içerisinde ve belirli bir plan dahilinde kullanılması, günümüz gereksinimlerinin karşılanmasını tehlikeye atmayacağı gibi gelecek kuşakların kendi gereksinimlerini karşılamalarını da olanaklı kılacaktır.

 

Dr. Serkan YILMAZ

DoğaBel Başkanı / Ulusal Doğa ve Kültür Belgeselleri Derneği

Like this:

Like
Be the first to like this post.

Posted in Uncategorized | Leave a Comment

  • BAĞLANTILAR

    • Türkiye Doğası
  • DoğaBel

    • Destekçilerimiz
    • Hakkında
    • İletişim
  • KONUK YAZARLAR

    • Doğanın Korunması Meselesi
    • Gizli Yerin Tanıkları
    • Hemşerim Beyşehir Nire?
    • Kutsal Dağ
    • Kuş Gözlemciliğinin Tarihçesi
    • Sessiz Güzellik
    • Tatlı Su
  • YAYINLAR

    • Belgesel Film
    • Kitap
  • YAZILAR

    • Çukurova Dalyanları
    • Bir Doğum Kıyısı
    • Doğanın Renkleri
    • Göldeki Bereket

Blog at WordPress.com.

Theme: MistyLook by Sadish.


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Powered by WordPress.com