• Home

DOĞABEL

Ulusal Doğa ve Kültür Belgeselleri Derneği

Feeds:
Posts
Comments
« Sessiz Güzellik
Doğanın Renkleri »

Gizli Yerin Tanıkları

December 5, 2009 by dogabel

AKYATAN                                                                                         Ayşe ORUÇ 

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF – Türkiye)

 Bug© Ayşe Oruç

Akdeniz havzasının kuzey doğu kesiminde, Toros dağlarından çıkarak Akdeniz’e dökülen erdan, Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin çökelleri ile oluşmuş Çukurova Deltası, ülkemizin en önemli ve büyük kıyı ovası olan Çukurova’nın aşağı havzasındadır. Oluşumları açısından dinamik yapı gösteren Seyhan ve Ceyhan deltaları, zaman içinde kıyıda deniz ve kara yönünde gösterdikleri gelişmeler ile Çukurova Deltasının biyolojik çeşitliliğine önemli katkıda bulunmuştur.

                                                                                         Kumulların Tarım Arazisine Dönüştütülmesi

©  Serkan Yılmaz

shore sand

Biyolojik çeşitlilik açısından son derece önemli olan Delta, aynı zamanda İskenderun Körfezinde sayıları hızla artan sanayi kuruluşları ve her geçen gün büyüyen Adana İli’nin yarattığı baskıyı da üzerinde taşır. Alüvyal kıyı ovası olan Çukurova, ülkemizin en geniş kıyı kumullarına sahip. Ancak Çukurova Deltası kıyı kumulları yoğun ve yer yer yasadışı tarımsal kullanım nedeniyle son yıllarda olumsuz yönde etkilenmekte. Delta’da değişik doğa koruma statüleri olmasına rağmen doğal alanların kaybına neden olan faaliyetler de devam etmekte. Deltanın kilometrelerce süren düz görüntüsünü zaman zaman tarım alanlarına ekilen pamuk, narenciye, karpuz, mısır ve daha birçok farklı mahsül farklı renklere büründürür.

  cotton©  Serkan Yılmaz

Adana merkezin yaklaşık 45 km dışında ise Delta, maviyle buluşur. Karataş ilçesi sınırları içinde, Akyatan Lagünü ile Akdeniz arasında uzunluğu 22 km’yi  bulan Türkiye’nin en büyük kumulları yer alır. Bu kumullar, dünya çapında nesli tehlike altında olan yeşil deniz kaplumbağasının (Chelonia mydas) Akdeniz’deki en önemli yuvalama kumsallarındandır. 1970’li yılların başlarında, Akyatan Lagünü’nün kumul hareketleri sonucu dolmasını önlemek ve aynı zamanda kumulların gerisindeki verimli tarım topraklarının istilasını önlemek amacıyla alanda ağaçlandırma yapılmak üzere Orman Genel Müdürlüğü tarafından kumul ağaçlandırma projesiyle başlatılan çalışmalar sonunda orman alanı oluşturulmuştur. Yıllar öncesinde rüzgarla kilometrelerce taşınan hareketli kumullar, yaklaşık 30 yıllık süreç içinde ağaçlandırmayla başlayan sessiz serüvenlerine, bugün orman olarak devam etmekte. Alan, Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından 1987 yılında Yaban Hayatı Koruma ve Üretme Sahası ilan edilmiş, bu statü 2005 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla “Yaban Hayatı Geliştirme Sahası”na dönüştürülmüştür. 15.304 hektara yayılan Akyatan Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Akyatan Lagünü, kumsalı ve orman alanını kapsamaktadır.

forest©  Ayşe Oruç 

Geniş kumul ekosistemi, sazlıklar, açık su yüzeyleri, tatlı ve tuzlu bataklıklar, gölcükler ve kumsallar gibi farklı yaşam ortamları; başta su kuşları, memeliler ve sürüngenler olmak üzere çok zengin bir yaban hayatının oluşmasına, gelişmesine ve barınmasına olanak sağlamıştır. Lagün ile deniz arasındaki geniş kumullarda, çalılık alanlarda ve ormanda, yaban domuzu (Sus scrofa) ve çakal (Canis aureus) yaygın olarak görülür. 1983 yılında, üç adet geyik (Cervus elaphus) özel bir çiftlikten kaçarak Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’na gelip alana yerleşmiş ve çoğalmış. Lagün kıyılarında ve eski nehir kollarının oluşturduğu küçük göllerin bulunduğu yerlerde, kuyruk süren (Herpetes ichneumon) yaygın olarak görülür. Bölge, bu türün Asya’daki dağılımının en batı kesimidir. Ayrıca saz kedisi (Felis chaus) alanda yaşayan diğer memeli türleri arasındadır. Yıllar içinde değişen ekosistemle alana yerleşen yaban türleri, Çukurova Deltası’ndaki gizli yerlerinde gelişen süreçlerin en önemli tanıklarıdır. Zamanla alana yerleşerek sayıları artan, kendi içlerinde kendi dengelerini oluşturan bu türler, yaşadıkları alanı kendi aralarında paylaşmanın bir anlamda keyfini çıkarmaktalar. Alanın, Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olması nedeniyle ava kapalı tutulması ve İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şubesi tarafından sürekli denetlenerek korunması, insan etkisini en aza indirmiştir. Bununla birlikte, Akyatan’da oluşan yaban yaşamı nedeniyle özellikle çakalların neden olduğu doğal predasyon, deniz kaplumbağalarının yuvalama döneminde sorun haline gelmektedir. Deniz kaplumbağası popülasyonunu tehlikeye sokan bu durum, sistemli koruma önlemlerini gerektirir.

nest©  Ayşe Oruç

Adana İl Çevre ve Orman Müdürlüğü ve WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) arasında imzalanan beş yıllık “İşbirliği Protokolü” çerçevesinde, Adnan Menderes ve Hacettepe Üniversiteleri’nin teknik katkılarıyla yapılan alan çalışmaları sırasında, yuvalar kumun altına yerleştirilen kafeslerle koruma altına alınmaktadır. Ülkemizin uluslararası öneme sahip sulak alanları arasında bulunan Akyatan Lagünü, özellikle, şiddetli soğukların Anadolu’ya egemen olduğu dönemlerde, Anadolu yaylasındaki göllerin donması nedeniyle çok sayıda su kuşuna evsahipliği yapar. Bu dönemde lagün, kışlama alanı görevi üstlenir. Gölün sazlık kıyıları böcekler açısından da son derece zengindir. 1998 yılında Ramsar Alanı ilan edilen Akyatan Gölü, aynı zamanda alanda üreyen yaz ördeği, turaç, saz horozu, kocagöz, akça cılıbıt, mahmuzlu kızkuşu ve küçük sumru popülasyonları nedeniyle Önemli Kuş Alanı’dır. Alan; başta flamingo, suna, fiyu, elmabaş patka, dikkuyruk ve sakarmeke olmak üzere çok sayıda su kuşu ve kılıçgaga, akça cılıbıt ve küçük kumkuşu olmak üzere pek çok kıyı kuşu açısından büyük önem taşır. Akyatan Gölü ile deniz arasındaki kumullar, çeşitli türlerden küçük ötücüler için üreme ve konaklama dönemlerinde yaşam ortamı oluşturur. İzmir yalıçapkını bölgede üreyen kuşlar arasındadır. Alaca yalıçapkını ise çoğunlukla kış aylarında görülür. Gölü çevreleyen tarım alanları yeraltı sularıyla sulanır. Akyatan Gölü’ndeki en önemli ekonomik etkinliklerden biri geleneksel dalyan balıkçılığıdır. Denize açılan boğazın ağzında Karataşlı balıkçılara ait bir dalyan bulunur.

turtle©  Ayşe Oruç

Yaşam ortamlarının çeşitliliği, kumul bitki örtüsü, ağaçlandırma alanı bitki örtüsü, sazlık-kamışlık, tuzcul bitki örtüsü, tatlısu bitki örtüsü gibi farklı ekolojik istekleri olan bitki türlerinin gelişmesine olanak sağlar. Alanın bitkiler açısından en ilginç bölümü, denizle lagünler arasında yer alan kumullardır. Gölün özellikle doğu sahilleri boyunca tuzcul bataklık bitki örtüsü hakimdir; kuzeybatı ucu ve diğer bazı bölümlerinde ise daha çok tatlı su bataklıkları yer alır. Bu bataklıklarda, tür bakımından daha zengin turbalık bitki toplulukları dağınık bir şekilde gelişmiştir. Alanı, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve yurt dışından çok sayıda doğasever bitkileri, kuşları ve deniz kaplumbağalarını görmek için ziyaret etmektedir. 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda sulak alan ekosistemi ve sistemle ilişkili habitatlar dikkate alınarak mutlak koruma, ekolojik etkilenme ve tampon bölgeler belirlenmiş; herbir bölge için koruma ve kullanım esaslarını düzenleyen özel plan kararları geliştirilmiştir. Buna göre bu bölgelerde eğitim, bilimsel ve koruma amaçlı faaliyetler, kuş gözlemi, doğa fotoğrafçılığı, balık tutma gibi faaliyetlerle, rekreatif amaçlı yaya yolları, sergi salonları, WC, bekçi kulübesi vb. yapılar inşaa edilebilmektedir. Alanda, İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne ait üç ahşap, bir betonarme kuş kulesi; etrafında kamp kurulabilecek iki bina bulunmaktadır.

Yaban Hayatı Koruma ve Geliştirme Alanlarında alanın kaynak değerlerine zarar verebilecek tüm faaliyetler yasaktır. Eğitim, bilimsel ve koruma amaçlı faaliyetlerle, doğa fotoğrafçılığı, kontrollü günübirlik gezilere izin verilmektedir. Korunan alana en yakın yerleşim olan Kapıköyü, Adana’ya 49 km ve en yakın köy olan İnnaplıhöyük köyüne 4 km uzaklıktadır. 75 haneli ve yaklaşık 320 nüfuslu köyün temel geçim kaynağı tarımdır. Lagün kıyısından ağaçlandırma alanı sınırına kadar olan tarım alanlarında ağırlıklı olarak karpuz, yerfıstığı ve buğday yetiştirilir. Kısmen hayvancılık da yapılmaktadır. Lagün çevresi, tarla ve orman alanına toprak yollarla ulaşılır. Ayrıca Adana Orman Bölge Müdürlüğü’nün pilot uygulaması kapsamında, Kapı Köyü ve İnnaplıhöyük köyleri, orman alanında oluşturulan fıstık çamı alanından ek gelir elde etmektedir.

Köyde sıklıkla Okaliptüs, akasya, servi ve meyva ağaçları bulunmakta. Köy genelde tek katlı, küçük bahçeli, briket yapılardan oluşur. Daha az olarak iki katlı tuğla ve kerpiç yapılar da bulunmaktadır. Estetik kaygıdan uzak yapılmış konutlar genelde düz çatılıdır. Köyde bir ilköğretim okulu, camii ve kahvehane dışında sosyal yapı olmaması, köyün gençleri, çocukları ve kadınlarının sosyal ve ek uğraşılar edinmesini zorlaştırır.

Haberleşme ve enerji nakil hatlarındaki sorunlar, kanalizasyon olmaması, içme suyunun kuyulardan sağlanması, sağlık merkezi ve çocuk oyun alanı olmaması köy halkının çözüm beklediği başlıca sorunlar.

turtles©  Ayşe Oruç

Köy halkı hemen yanıbaşlarında bulunan yaban hayatıyla genelde barışık. Başta yer fıstığı tarlaları olmak üzere koruma sahasının yakınında bulunan tarlalara geceleri girip ortalığı darmadağan eden yaban domuzları dışında. Çocukların ençok sevdiği hayvanların başında gelen tür ise tavşan.

YD3 drenej kanalı, lagüne 60.000 ha alanın tarımdan dönen suları, tarımsal kimyasallar, sedimanlar ve Adana’nın güneyindeki bazı fabrika ve tesislerin atıklarını taşımakta. Lagünün çevresindeki köyler de atıklarını lagüne boşaltıyor. Bu nedenle lagünde organik madde birikmesi, evsel ve sanayi atıklarından kaynaklanan kirlilik ve yakın dönemde bataklıklaşma görülmekte. Geleceğe yönelik olarak, yörede biyolojik çeşitliliğin korunmasına katkıda bulunan faaliyetler sistemli şekilde arttırılmalı, yenilenebilir olmayan kaynakların en düşük düzeyde tüketilmesi sağlanmalı, çevreye uyumlu, doğal ve geleneksel sosyo-kültürel yaşamla içiçe geçen, yöresel bitki örtüsünü ve yaban hayatını koruyan altyapı yatırımları desteklenmelidir.

 

Ayşe ORUÇ

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF – Türkiye)

 

Akyatan Hakkında Kısa Bilgiler

Yüzölçümü: 15.304 ha     İl: Adana     İlçeler: Karataş

Koruma Statüsü: Yaban Hayatı Geliştirme Sahası, Birinci Derece Doğal Sit (Kumsal), Ramsar Alanı

 Alanda Faaliyet Gösteren İlgi Grupları:

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü; Orman Genel Müdürlüğü; Adana Valiliği; İl Çevre ve Orman Müdürlüğü; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü; Karataş Kaymakamlığı; Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye).

Like this:

Like
Be the first to like this post.

Posted in Uncategorized | Leave a Comment

  • BAĞLANTILAR

    • Türkiye Doğası
  • DoğaBel

    • Destekçilerimiz
    • Hakkında
    • İletişim
  • KONUK YAZARLAR

    • Doğanın Korunması Meselesi
    • Gizli Yerin Tanıkları
    • Hemşerim Beyşehir Nire?
    • Kutsal Dağ
    • Kuş Gözlemciliğinin Tarihçesi
    • Sessiz Güzellik
    • Tatlı Su
  • YAYINLAR

    • Belgesel Film
    • Kitap
  • YAZILAR

    • Çukurova Dalyanları
    • Bir Doğum Kıyısı
    • Doğanın Renkleri
    • Göldeki Bereket

Blog at WordPress.com.

Theme: MistyLook by Sadish.


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Powered by WordPress.com