• Home

DOĞABEL

Ulusal Doğa ve Kültür Belgeselleri Derneği

Feeds:
Posts
Comments
« Tatlı Su
Kutsal Dağ »

Hemşerim Beyşehir Nire?

December 5, 2009 by dogabel

Beyşehir                                                                Murat Çevik / BTC - UNDP SIF

Anlatılması zor, yaşanması zorunludur bu topraklar…

horse© Murat Çevik

Yeryüzündeki ve göklerdeki tüm renklerin bir arada yaşadığı Anadolu coğrafyası, her adımında karşımıza bir başka heyecanla, bir başka macerayla çıkar. Bildiğinizi sandığınız mekanlar, belki de yıllarca yakınından geçerken göz ucuyla bir bakış attığınız nice ormanlar, göller, size sahip oldukları derinlikleri sunmakta eliaçık davranırlar. Yeter ki içten, sakin ve sevgi dolu bir gülümseyişle bakın…

Hani masallarda anlatılan cennet şehirler, ülkeler vardır; karlı ulu dağların eteğinde, masmavi bir deniz, kıyısında bir saray, çeşit çeşit kuşlar, yakınından geçen ticaret yollarından gelen uzak ülkelerin binbir çeşit giyecekleri, yiyecekleri ve bu muhteşem doğayla içi içe yaşayan insanları. Böyle bir yer var mıdır? Derseniz söylenebilecek tek söz vardır: Beyşehir Gölü’nün kıyısında bir dolanıp, Kubad-Abad Sarayı’ndan gölün o anlatılması imkansız turkuaz rengini seyreyleyip,  ardından Anamas (Dedegöl) Dağlarının Sahra Çölü’nden gelen tozlarla altın simlere bulanmış o muhteşem karlı doruklarına gözünüzü çevirmeniz olacaktır. Eminim bununla yetinmeyip doğanın çağrısına uyarak doruklara doğru tırmanışa geçen ayaklarınız sizi Beyşehir Gölü yüzey su toplama havzasının en uç noktası sayılabilecek olan Dumanlı yaylasına doğru sürükleyecektir. Aman ha dur demeyin, ne kadar zayıf ve küçücük olduğumuzu bir kez daha fark edeceğiniz dumanlı düdeninden Anamas teperlerine doğru yaklaştıkça, geçtiğiniz yollarda her adımda kendinizi yeniden bulacaksınız. Gözünüz bir an gölün kuzey ucunda Şarkikaraağaç’ın yamacındaki Kızıldağ’a takılacak, kendinizi tutamayıp “bir de şuraya bakayım” diyeceksiniz. Aman ha yine durmayın. Kızıldağ’a çıkıp sedir kozalaklarının arasından tepeye yaklaşırken, Beyşehir Gölü’nün o muhteşem görünüsüne hayran kalacak, parmağınız fotoğraf makinasının düğmesine basıp sedir kozalaklarını, gölün uçsuz bucaksız turkuaz maviliğini resmetmekten yorulacaksınız. Bu da yetmeyecek, Eflatunpınarı’nın berrak tertemiz suyundan beslenen kırlarda dans eden kelebekleri selamlayacak, yusufçuklarla yarenlik etmekten kendinizi alamayacaksınız. Yolun göle yakınlaştığı yerlerde kimi zaman durup sazlıkların arasından, balıkçı teknelerinin patırtısı eşliğinde nazlı nazlı dalgalanan gölü seyredecek, kimi zaman da kız kuşları, kızıl şahinler, alaca balıkçıllar ya da çeltikçi kuşları eşliğinde türküler söyleyeceksiniz. Eğer su kenarına yakınsanız, sizi ürkek ama meraklı su yılanları izleyecek ve belki de size kıvraklıklarını ve marifetlerini sergileyeceklerdir.

                                                                                                                    lake © Behiye Yılmaz

Temiz hava ve muhteşem doğanın ardından yorulup da yolunuz Beyşehir ilçe merkezine düştüğünde, Eşrefoğlu Cami ve bedesten meydanında vereceğiniz dinlenme arasında gözünüzü bir kapatıp Selçuklular döneminde geçtiğiniz yollardan, o zamanlarda, kervanlara takılıp geçeceksiniz.  Gözünüzü açtığınızda göl üzerindeki sakar mekeleri, ak balıkçılları, leylekleri, ibibikleri ve iyi bir gözlemcinin hızlı bir gezide farkedebileceği en az otuz kuş türünü, tane tane kozalaklarını sergileyen devasa sedir ağaçlarını unutamıyorsanız, Beyşehir Gölü’nü yaşamaya başladınız demektir.

Bir “şehirde” yaşamak zordur. Binbir dert, koşuşturma, kirlilik, insanlar ve daha neler neler. Ama o “şehri” yaşamaya bağladığınızda işte o zaman yaşadığınızın farkına varırsınız. İşte Beyşehir Gölü’nü yaşamak, benim için de böyle bir şey. Bu zengin toprakların merkezinde, özel ve özgün bir yaşamsal çeşitlilik bölgesi olan Konya Kapalı Havzası, her geçen gün artan kuraklık ve susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kalmasının ağırlığını umursamazcasına, doğanın binlerce yıldır sürdürdüğü mücadeleyi devam ettiriyor. Ülkemizin en büyük içme suyu kaynağı ve Konya Kapalı Havzası ile Manavgat Çayı’nın temel su kaynağı olan Beyşehir Gölü de. Göl havzasında yaşasın ya da yaşamasın, göz ucuyla dahi olsa Anamas tepelerinin ardından gün batımını izlemiş, ve o an muhteşem turkuaz rengi suyuna gün kızıllığının yansımasına hayran kalmış herhangi bir kimse için Beyşehir Gölü, bambaşka bir varlıktır. Yöredeki binlerce balıkçı, çiftçi, turistik tesis sahib, saz kesimcileri ve ailleleri ile daha birçok grubun toplumsal ve iktisadi yaşantısının temel unsuru olan Beyşehir Gölü, yalnız kendi havzasının değil, Çarşamba Çayı (Beyşehir-Suğla-Apa kanalı) ile Konya Kapalı Havzası’nın temel ve tek su kaynağı konumundadır. Birde yörein karstik yapısı nedeniyle yeraltı sisteminden Manavgat Çayı’nın temel kaynaklarından birisi olduğunu da eklediğimizde, ki havzaya hayat veren önemli bir sulakalan olarak değeri ve önemi ortaya çıkıyor.

KAkbabaKüçük Akbaba 

Peki masallardan bugüne fırlamış gibi güzelliklerini soluyabildiğimiz bu değer, kıyısında yürürken kulaklarıma neler neler fısıldadı, bilmek ister misiniz?

Beyşehir Gölü, Beyşehir-Suğla-Apa (BSA) Kanalı olarak da bilien Çarşamba Çayı yoluyla her yıl milyonlarca ton suyunu Çumra Ovası’na şekerpancarı ağırlıklı sulama için gönderiyormuş. Konya Havzası’nda “suyun başı” olarak bilinen Gölden çıkan bu su, eski bir doğal göl ve Önemli Kuş Alanı olan Suğla Depolaması’na, ardından da kıvrıla kıvıla inşasından itibaren %30 oranına yakın su kaçırdığı iddia olunan Apa Barjı’na ulaşıyor; oradan da Konya şehri yakınlarına uzanarak Çumra Ovası’na ve nihayetinde de sulamadan artan suların devasa bir kanala karışarak Tuz Gölü’ne ulaşmasıyla “sudan tuza” giden serüven sona eriyormuş. Ancak Gölün suyu yalnızca tuza değil, aynı zamanda yeraltı karstik sistemiyle Manavgat Çayı’na kaynaklık etmesi nedeniyle denize de kavuşurmuş. Çevredeki birçok obruk ve düdenden ve yapılan bilimsel çalışmalardan çıkmış bu sonuç. Tüm bunları göl kenarında kuşlara ve balıklara hem yuvalık eden hem de besin kaynaklarnı sağlayan, aynı zamanda da gölün doğal arıtmasını sağlayarak içme suyu aynağı özelliğini korumasının temel unsurları ve birçok köylünün de geçim kaynağı olan sazlıkların kenarında yürürken fısıldıyor sakar mekeler, ak balıkçıllar.

Ama tüm bunları yapan bu eşsiz doğanın başı dertten kurtulmuyormuş. Binlerce balıkçının, onlarca su ürünleri işleme tesisi ve bu sektörden geçimini sağlayan binlerce kişinin hem aşı hem işi olan balıkların çeşitliliği azalmış, bereketi bozulmuş göl otlanmış, kimse geçinemez olmuş.  Vel hasıl-ı kelam, gölün doğal dengesi bir bozulmuş ki, sormayın. Kimsenin keyfi kalmamış. Tarımsal sulama için su çekimi nedeniyle su düzeyindeki düşme, artan kirlilik ve  göle salınan, yöre halkının “dişli” dediği sudak balığının göldeki tür dengesine olumsuz etkileri, Gölün kullanım ve yönetimindeki plansızlık ve kurumsal eksiklik ve sorunlarla birleşince, o canım zamanında 8-10 metre derinliğe ulaşan tertemiz masmavi Göl, sazlıklar ve su bitkileriyle dolu bir bataklıklarla çevrelenmiş bir görünüm edinmiş. Ha bi de buna, söylenenlere göre, balıkçıların gölde bıraktıkları kilometrelerce ağ, kurşun ve diğer atıkların da katkısı varmış.

Tepe© Murat Çevik 

Tüm bunları tabi ki bir sürü insan, ilgili yetkili kişiler görmüş, tespit etmiş, ne yapsak be etsek diye düşünmüşler. Sonra bir araya gelip muhtelif amaçlarla “plan”lar yapmışlar, belediye birlikleri kurmuşlar, çalışıp didinmişler iyi niyetlerle, doğaya ve insana sağlıklı ve mutlu bir yaşam sunabilmek için. Ama bir sürü aksaklık, sıkıntı, sorun yine peşini bırakmamış bu insanların. Kimi zaman yapılan “plan”lar yetmemiş sorunu çözmeye, kimi zaman da korumak için çaba gösterirken gölü, farkına varmamışlar birkaç adım uzaklardaki kendini gizleyen esas sorunların. Çözümler önermişler; büyük projeler, sınırları havzaları aşan tüneller, daha neler neler. Bir de, “suyu idareli kullanın, yerinde kullanın, o en değerli kaynağımız, kuşlar bitkiler tüm canlılar için lazım” demiş, bir araya gelelim herkes görev alsın, sorumluluk alsın, Beyşehir Gölü’nü ve tüm su kaynaklarımızı, sulakalanlarımızı akılcı kullanalım ki yaşam kalitemizi yükseltelim, toplumsal ve iktisadi olarak gelişelim, doğa bize kaynaklarını gelecek nesillerde de sunsun, bu kaynaklarla hem biz hem de diğer canlılar birlikte yaşayalım”, demiş birileri. Buna sürdürülebilir kalkınma diyorlarmış, onu da sonradan öğrendim.

YilanSu Yılanı © Behiye Yılmaz 

Uzun lafın kısası, kıyısından nice uygarlığın geçtiği, nice seferlerin yol aldığı, nice seyyahın defterine “dünyadaki cennet” olarak işlediği, nice alimin bitkisini böceğini, kuşunu kurdunu incelemeyi iş edindiği Beyşehir Gölü, şu sıralar oldukça dertli. Ne bizim adını koyduğumuz küresel ısınma, iklim değişikliği, yönetim planı, arıtma tesisi, falan filan feşmekan hiç birini umursamıyor. Çünkü o, tüm canlılara sunduğu varlığını artık her geçen gün kaybediyor. Ve yazık ki tüm bunlar, işte o her geçen gün suyundan faydalanan tüm canlılara bir gün hayat katamayacağını düşünürken umursamadığı olguların, olayların sonucunda başına geliyor.

Yarın bir gün yolunuz düşer de Beyşehir Gölü’nün kenarından geçerseniz, sessiz bir sazlığın yakınında durup fısıltıları dinleyin. Dilerim mutlu ve neşeli kuş sesleri size çayınızı yudumlerken gözünüzü kapadığınızda duyduğunuz yüzyıllar önceki mutlu şarkılarını, gözleriniz o muhteşem turkuaz mavisi Göle bakarken, Anamaslardan esen o serin rüzgar omzunuzda gülümserken kulaklarınıza fısıldar. Çünkü Beyşehir Gölü, herşeye rağmen, bizlere rağmen, hala yaşanmadan anlaşılmayacak bir “dünya cenneti”…

Dervişe dedim, “dünya cenneti bir yer var gördüm gözümle”,

Dedi ki “olmaz öyle şey de get işine”

“Adı”, dedim, “Beyşehir Gölü, yüce dağların yanında”,

Anlattım ona bir bir gördüklerimi, duyduklarımı

Değişti birden bakışları, indi bir aydınlık gülümseme yüzüne,

Sordu bana, eli omzumda “Hemşerim, Beyşehir de nire?”

 

Murat Çevik

BTC - UNDP SIF

 

Beyşehir Gölü Hakkında Kısa Bilgiler

Yüzölçümü: 651 km²    Yükseklik: 1121 m

Boylam: 31° 33′ 0″ D     Enlem: 37° 47′ 0″ K

İl: Konya, Isparta    İlçeler: Beyşehir, Hüyük, Şarkikaraağaç, Yenişarbademli, Derbent

Koruma Statüsü: Beyşehir Gölü Milli Parkı, Kızıldağ Milli Parkı, Doğal ve Arkeolojik Sit Alanları

Alanda Faaliyet Gösteren İlgi Grupları:

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Konya Valiliği, Isparta Valiliği, Konya İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Isparta İl Çevre ve Orman Müdürlüğü, Konya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Isparta İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Beyşehir Kaymakamlığı, Hüyük Kaymakamlığı, Şarkikaraağaç Kaymakamlığı, Yenişarbademli Kaymakamlığı, Derbent Kaymakamlığı, Beyşehir Gölü Havzası Belediyeler Birliği, WWF Türkiye, KONÇED, Selçuk Üniversitesi, Konya KTVKK, Antalya KTVKK.

Advertisement

Like this:

Like
Be the first to like this post.

Posted in Uncategorized | Leave a Comment

  • BAĞLANTILAR

    • Türkiye Doğası
  • DoğaBel

    • Destekçilerimiz
    • Hakkında
    • İletişim
  • KONUK YAZARLAR

    • Doğanın Korunması Meselesi
    • Gizli Yerin Tanıkları
    • Hemşerim Beyşehir Nire?
    • Kutsal Dağ
    • Kuş Gözlemciliğinin Tarihçesi
    • Sessiz Güzellik
    • Tatlı Su
  • YAYINLAR

    • Belgesel Film
    • Kitap
  • YAZILAR

    • Çukurova Dalyanları
    • Bir Doğum Kıyısı
    • Doğanın Renkleri
    • Göldeki Bereket

Blog at WordPress.com.

Theme: MistyLook by Sadish.


Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Powered by WordPress.com